Milyonlarca ilköğretim ve ortaöğretim öğrencisi cuma günü karne alacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ancak uzmanlar karnenin çocuğun başarısı ya da başarısızlığı olarak kabul edilmesinin yanlış olduğunu vurguladı.

Karnenin tek başarı göstergesi olarak kabul edilmesinin son derece yanlış bir tutum olduğunu dile getiren Psikolog Cansu Yurtseven, “Hâlbuki karne; hem aileye, hem öğrenciye hem de öğretmene çocuğun eksiklerini ve desteklenmesi gereken alanları gösteren bir kılavuzdur” dedi.

Çocukların bu süreçteki duygu, düşünce ve hislerinin temel belirleyicilerinin ailelerin karneye yönelik tutumu olduğuna değinen İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğr. Görevlisi Psikolog Cansu Yurtseven açıklamalarına şöyle devam etti:

“Bu doğrultuda karne zamanının yaklaşmasıyla bazı öğrencileri heyecan, bazılarını ise korku ve kaygı kaplar. Her biri anne-babalarının tutumu doğrultusunda karneye bir anlam atfeder. Bu süreçte en çok karşılaştığımız durumlardan bir diğeri ise öğrencilerin karne sonuçları dolayısıyla aşağılanması, yargılanması, eleştirilmesi ve cezalandırılmasıdır. Bu tutumlara maruz kalan bir çocuk, tutumu kendi değerinin bir göstergesi olarak algılamakla birlikte çaresizlik ve mutsuzluk hislerine kapılacaktır. Bu süreçte çocukların eleştiriye değil, birer rehbere ihtiyacı vardır. Notları ve performansı dolayısıyla cezalandırılan ya da aşağılanan çocuk, ‘başarılı olursam sevilirim’ gibi bir algıya kapılıp koşullu sevgi alabildiği yönünde bir inanç geliştirebilir.  Ailesi tarafından ‘koşulsuz kabul’ü hissedemeyen çocukta bir takım davranım ve duygulanım problemleri meydana gelir. Yalnızca akademik başarısından dolayı benlik saygısı zedelenen, anlaşılmadığını ve kabul edilmediğini düşünen çocuk ebeveynleriyle kopuk bir iletişim geliştirerek, ilgisini dış çevreye yönlendirebilir” dedi.

“BEKLENTİ YÜKSEKSE, YIKIMI BÜYÜK OLUR”

Anne-babalar çocuklarını, geçmişte kendi yapamadıklarının bugünkü telafisi olarak gördüğünü belirten Psikolog Yurtseven, “Bu da dolayısıyla çocuklarına yönelik gerçekçi olmayan beklentiler geliştirmektedir. Beklenti ne kadar yüksekse, karşılanamaması durumunda da yıkım o kadar büyüktür. Beklentiler; çocuğun yaşına, gelişimine, sorumluluk alabilme yetisine uygun olmalıdır. Unutmamak gerekir ki onlar, gerçekleştirilmesi gereken birer proje değil; sevgi ve saygıyla büyütülmesi gereken birer bireydir” diye konuştu.

“ÇOCUĞUN AZMİNİ ÖVÜN”

Karnenin doğru ve sağlıklı değerlendirilmesi için anne-babalara birçok sorumluluk düştüğünün altını çizen Psikolog Cansu Yurtseven, “Bunlardan bir tanesi; değerlendirmeyi yaparken odak noktamız yalnızca kötü notlar değil, aynı zamanda iyi notlar da olmalı. Çocuğun iyi notları dolayısıyla azmini ve emeğini överken, kötü notları da geliştirilmesi gereken taraflar olarak görmeli ve bu sürecin sağlıklı planlamasının yapılması hususunda çocuğa destek verilmelidir” şeklinde konuştu.

“HER ÇOCUĞUN POTANSİYELİ FARKLI”

Kıyaslamadan uzak durulması gerektiğine vurgu yapan Psikolog Cansu Yurtseven, “Her bireyin potansiyeli, yapabilecekleri, ilgi alanları ve becerileri birbirinden farklıdır. Bu davranış çocuğun, kıyasladığınız kişilerden üstün olmasını sağlamaz;  yalnızca kendilik değerinin zedelenmesine, içsel bir öfkeye ve yıkıcı bir rekabet duygusuna sebep olur” diye konuştu.

“ÖZ SAYGISI YÜKSEK BİREYLER YETİŞTİRİLMELİ”

“Çocuğun karnesiyle ilgili hislerini ve düşüncelerini dile getirmesi desteklenmeli ve çocuk bu süreçte dikkatle dinlenmelidir” diyen Psikolog Yurtseven konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu tutum, çocuğa ne olursa olsun sevildiğini, kabul edildiğini, değer gördüğünü yansıtacak dolayısıyla da benlik saygısının, motivasyonunun ve kendine olan inancının artmasını sağlayacaktır. Çocuk gelişiminin başlıca noktası başarılı çocuk yetiştirmek değil; mutlu, huzurlu, kendine güvenen, öz-saygısı yüksek bireyler yetiştirmek olmalıdır. Bunu başarabildiğimizde, çocuk kendini, artılarını, eksilerini, güçlü yönlerini ve yetersizliklerini doğru bir şekilde değerlendirebilecek dolayısıyla başarılı taraflarını pekiştirecek, yetersiz taraflarını ise güçlendirmeye çalışacaktır.”

“KARNE NOTU KİŞİLİK ÖZELLİĞİNDEN BAĞIMSIZDIR”

Dikkat edilmesi gereken bir diğer faktörün karnedeki notlarla kişilik özelliklerinin bağımsız olduğu gerçeğidir diyen Psikolog Yurtseven, “Düşük notlar çocuğun ‘başarısız, beceriksiz, tembel’ olduğunu göstermez, yalnızca o derse yönelik bir takım eksiklikleri olduğunu ve desteklenmesi gereken alanları gösterir. Dolayısıyla çocuklara yönelik ‘beceriksizsin, tembel bir çocuksun, başarısızsın’ gibi söylemler yerine, ‘Bu derse yönelik bazı eksikliklerin olduğunu görüyorum’ ya da ‘Bu derse yeterince emek vermediğini düşünüyorum. Önümüzdeki dönem ağırlığı bu derse verebiliriz’ gibi yaklaşımlarda bulunulmalı” dedi ve ekledi:

“‘Başarısızsın, beceriksizsin’ gibi söylemler içerisinde eleştiriyi, yargılamayı, suçlamayı barındırmasından ötürü yıkıcı bir tutumken, ‘Bu derse yeterince emek vermediğini düşünüyorum. Önümüzdeki dönem ağırlığı bu derse verebiliriz’ yaklaşımı içerisinde özveriyi, desteği ve rehberliği barındırmasından ötürü yapıcı bir tutumdur ve yapıcı tutum, bireyi hedeflerine ulaştırmada ihtiyaç duyguyu en önemli faktörlerdendir.”

DÜŞÜK NOTUN NEDENLERİ ARAŞTIRILMALI

“Buna ek olarak, çocuğun düşük not almasındaki faktör her zaman çalışmaması ya da yetersiz emeği değildir. Bazı çocuklar gereken emeği vermelerine rağmen düşük bir akademik başarı sergilemektedir” şeklinde konuşan Psikolog Yurtseven, “Bu süreçte aileye düşen görev ise, çocuğun azmini ve çabasını övmek ya da ödüllendirmek, aynı zamanda düşük notların altında yatan faktörleri araştırmaktır. Bu faktörün bulunması sorunun çözümü için başlıca yoldur” açıklamasında bulundu.

ÖDÜLLENDİRMEYE DİKKAT!

Ebeveynleri çocuklarını çabalarından dolayı ödüllendirirken dikkatli olması konusunda uyaran Psikolog Yurtseven, “Bu süreçte ödüllendirmeler gerek sözlü, gerekse düşük maliyetli olmalıdır. Maddi değeri yüksek ödüllerde çocuk kendini geliştirmek yerine ödüle ulaşmayı hedefliyor. Dolayısıyla yüksek not almanın uygunsuz yolu olan ezber yapma, kopya çekme gibi davranışlar pekişmiş olup, alınan yüksek notun kişinin gelişimine katkı sağlamadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Burada amaç, karnedeki yüksek not değil, kişinin bireysel gelişimine yaptığı katkıdır. Son olarak yarıyıl tatili, yorucu geçen bir dönemden sonra çocuğun dinlenmesi gereken bir süreç olarak görülmelidir. Tekrar ve telafiler için abartıya kaçmadan, çocuk odaklı bir planlama yapılmalıdır” diye tavsiyede bulundu.

Share:

administrator

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir